21 Ağustos 2017 Pazartesi

Doğa'nın Sanatı: Dupnisa Mağarası (Kırklareli) Jetonya Gezi Yazısı


Merhabalar

   Halkın ziyaretine açılalı 14 yıl olmasına ve ünü Türkiye’ye yayılmasına rağmen henüz bugün gitme fırsatı yakaladığım bir doğa harikasını tanıtacağım size: Dupnisa Mağarası. 14 yıldır gidemediğimden dolayı niye mi hayıflanıyorum? Çünkü ben bu doğa harikasının bulunduğu ilde yaşıyorum :) (Kırklareli)

   Şehir merkezine 58 kilometre, İstanbul’a ise yaklaşık 240 kilometre mesafede yer alan Dupnisa Mağarası, Demirköy ilçesinin Sarpdere Köyü yakınlarında bulunuyor. İstanbulluların hafta sonu kaçamağı haline gelen Dupnisa Mağarası yıldan yıla ziyaretçi sayısını katlıyor. 

   Yolculuğumuza gelirsek, öncelikle ve en önemlisi kafa dengi birkaç arkadaş buluyoruz:) Şaka bir yana arkadaş grubuma Dupnisa gezisi fikrimden bahsettim ve olumlu karşılayanlarla hemen yola koyulduk. Kırklareli’nin yerlisi olmama rağmen hiç duymadığım garip köy isimlerini okumakla ve Kırklareli’nin Karadeniz iklimi etkisindeki ormanlık alanlarını izlemekle geçen yolculukta adeta kendi şehrimi köşe bucak keşfettim.
   

   Yazının sonunda Dupnisa'ya nasıl gidileceğinden ve güzergahlardan bahsedeceğim. Şimdiden söyleyeyim: Üsküp güzergahından giderseniz telefonlarınıza “Bulgaristan’a hoş geldiniz.” şeklinde mesajlar ve operatörünüzden yurtdışı paket önerileri gelebilir. Şaşırmayın çünkü Bulgaristan sınırına çok yakınsınız :)

Dupnisa Mağarası

   Öncelikle "Dupnisa nedir?" sorusunu cevaplayalım: “Dupnisa", Bulgarca bir kelime ve “oyuk, delik, mağara” gibi anlamlara geliyor.


   Mağaralar, yer altı sularının karstik özellikteki taşları binlerce yıl boyunca eritmesi ve aşındırması ile oluşur. Dupnisa Mağarası da 160 milyon yıllık kireç taşlarının son 3-4 milyon yılda sular tarafından aşındırılması ve eritilmesiyle oluşmuş. Bu bilgilerden hareketle diyebiliriz ki “biz içeride gezerken bile şıp şıp damlayan ve bir yerlerden akan sular mağarayı şekillendirmeye devam ediyor.” Ayrıca Dupnisa Mağarası, içerisinde oluşumları farklı üç mağara barındırıyormuş. Yani biz “mağara” desek de aslında burası bir “mağara sistemi”imiş… 

   Dupnisa Mağarası’nın ziyarete kapalı kısımlarında Bulgaristan sınırımızı çizen Rezve Deresi’nin kaynağı bulunuyor. Ayrıca yer altı göllerinin de bulunduğu biliniyor ancak buralara biz gidemiyoruz. Buralar daha çok profesyonel doğa sporlarcuları tarafından ziyaret edilebilen yerler. Her ne kadar gezmeniz için yapılan yürüyüş yollarının ve korkulukların ötesine geçmemeniz gerekse de birkaç kare fotoğraf için bu kuralları çiğnemek isteyeceksiniz. Siz yine de çok fazla risk almayın. :)


   Mağaraya girdikten sonra çok keskin bir şekilde sıcaklığın düştüğünü hissedeceksiniz. (Sulu kısmın 10 derece, kuru kısmın ise sabit olarak 17 derecede olduğu söyleniyor.) Bu durum dışarıda Ağustos sıcağı olsa bile sizi üşütebilir ve biraz baş ağrısı yaşamanıza sebep olabilir. Girdikten sonra bir süre boyunca seyrek seyrek damlayan sular, ıslaklıklar ve su birikintileri ile karşılaşıyorsunuz. Ardından mağaranın kuru kısmına geçiyorsunuz. 



   Kuru kısımda dakikalarca sarkıt ve dikitlere bakakalmamak elde değil. Fazlasıyla dikkat çekici olan bu yapılar sanki bir sanatçının uğraşıyla bilerek ve isteyerek yapılmış gibiydi. Işıklandırmalarla etkileyiciliği artan sarkıt ve dikitler arasında hayranlıkla dolaşırken fantastik bir filmin mekanlarını dolaşıyor gibi hissettim. Ya da bir bilim kurgu filmindeki hayali bir gezegendeymişim gibi… 


   Hayal gücünüzü devreye sokan gizemli yapılara şahit olacaksınız! Taşların ötesindeki karanlık noktalarda ne olduğunu merak edecek, gitmek isteyeceksiniz ama maalesef gidemeyeceksiniz. Şekilli ve dev gibi taş kütlelerinin yanından ve altından geçerken ürpertiye kapılmamak ve hayran kalmamak çok zor. Oluşumunda suyun başrol oynadığı bu sanat eserinin sahibi “doğa”... Evrenin en iyi sanatçısı kesinlike “doğa” olmalı... :)




   Ve tabii ki mekanın ev sahipleri: yarasalar. Söylenene göre Dupnisa, on altı farklı türde 30 binden fazla yarasaya ev sahipliği yapıyor. Yarasalar kış uykusuna yatan hayvanlardır. Uykudayken korkarlar veya heyecanlanırlarsa ölebiliyorlar. Bu yüzden mağara Kasım ve Mayıs ayları içerisinde yarasaları korumak için kapatılıyor. Gezintiniz boyunca ara ara çığlıklarını duyacağınız yarasalar, fotoğraf karelerinize de misafir olabilir :) Gitmeye niyetiniz varsa veya Dupnisa’yı gezi listenize ekleyebildiysem ziyarete açık olduğu tarihlere dikkat edin. Ziyarate açık olduğu dönemde de 08:00 – 17:00 saatleri arasında içeri girebiliyoruz.


   “Yahu bu kadar anlattın, yemek işini ne yapacağız peki?” dediğinizi duyar gibiyim. Biz yemek işini mağara gezimizin dönüşünde yaptık. Dupnisa’ya gelmeden 5-10 dakika kadar önce geniş bir dereyle karşılaşıyorsunuz. İki tane işletmeci de derenin içine kütükler ve masalar koyarak dereyi lokantaya dönüştürmüşler. Tabii hemen ayakkabıları çıkarıp derenin içindeki bir masaya kurulduk, yemeğimizi yedik. Mekandan suyun serinliğinin verdiği ferahlık ile ayrıldık ve dönüşe devam ettik. Ancak burası sizin içinize sinmediyse ya da yanınızda yiyecek getirdiyseniz mağaranın bulunduğu bölgede akan derenin etrafında oluşturulan piknik alanından faydalanabilirsiniz. Mağara çevresinde yiyecek-içecek (köfte-sucuk-gözleme vs.)bulabileceğiniz mekanlar mevcut. Ayrıca dağ başında olsanız da tuvalet-lavabo sıkıntısı çekmiyorsunuz. Yine mağara etrafında hediyelik eşya, mısır, Kırklareli’nin yerel içeceği hardaliye satan tezgahlar mevcut.

Burası bizim yediğimiz mekan:

Burası da mağara çevresindeki piknik alanı:

   Ziyaretçi sayısı arttıkça ilgili makamlar buraya daha da önem veriyor ve yatırım yapıyor. Önceleri mağara girişi ve çıkışı için tepelere tırmanıp inmek gerekiyormuş. Ancak sonraları mağara girişi ve çıkışı için tahta merdiven, ayrıca mağara içine de yürüyüş alanları yapılmış. Görsellik için de yeni ışıklandırmalar eklenmiş. Bu merdivenler inişe kolaylık sağlarken orman manzarasını daha rahat izlememizi de sağlıyor.


   Tabii bu kadar masraf yapılmış, giriş ücretsiz olsa şaşırırdık değil mi :) Kaçak girişleri önlemek için mağara giriş çıkışında turnikeler mevcut. Siz de 8 lira ödeyerek biletinizi ve jetonunuzu alabilirsiniz. (Tam hatırlayamıyorum ama öğrenci girişi 3 liraydı sanırım.) Ardından siz de doğa’nın ustalık eserlerinden birini keyifle dolaşabilirsiniz. 


Kırklareli Merkez’den Dupnisa Mağarası'na Nasıl Giderim?

   Kırklareli Merkez’deyseniz aracınızı Pınarhisar istikametine doğru sürmeye başlıyorsunuz. Bu istikamette 10 dakika kadar devam ettikten sonra “Üsküp” ve “Dupnisa Mağarası” tabelalarını göreceksiniz. Bu sapaktan girecek ve kısa bir süre sonra Üsküp Beldesi’ne varacaksınız. Belde, Dupnisa’ya gitmek için geçiş yollarından olduğu için misafirler düşünülerek çok sayıda yönlendirme tabelası koyulmuş. Onları takip ederek Üsküp’ten çıkıyoruz ve yolu terk etmeden 37 kilometre sürdükten sonra Dupnisa Mağarası’na varıyoruz. (Biz gezintimizde bu yolu kullandık.)

   Önemli bir uyarıda bulunmak istiyorum: Üsküp’ten çıktıktan sonra zorlu bir yol ile karşılaşacaksınız. Dolambaçlı, bayırlı ve istikrarsız yollar fazlasıyla tehlikeli; şoförlüğünüze güvenip bu yolda risk almayın!

İstanbul’dan Dupnisa Mağarası'na Nasıl Giderim?

   İstanbul’dan Edirne istikametine yöneliyorsunuz. Yaklaşık 150 kilometrelik bir yolculuktan sonra tabelalardan Lüleburgaz’a yaklaştığınızı anlayacaksınız. İşte o an gözleriniz Pınarhisar tabelasını arasın. Pınarhisar tabelasından girin; çevre yolundan direkt olarak Lüleburgaz-Pınarhisar yoluna çıkacaksınız. Pınarhisar tabelasını kaçırırsanız sıkıntı yok, çok zaman kaybetmezsiniz. Bu durumda Lüleburgaz’a girin; oradan Pınarhisar yoluna yönelirsiniz.

   Neyse bir şekilde Pınarhisar’a geldik sanırım. Pınarhisar’a geldiğimizde iki seçeneğiniz var. Birincisi ki bu yol İstanbul’dan gelenlere tavsiyemdir o yüzden sadece bunu anlatacağım: Pınarhisar’dan Demirköy istikametine yöneliyoruz ve yolu terk etmeden devam ediyoruz. (Dikkat! Yol biraz bayırlıdır.) Demirköy’e vardığımızda zaten Dupnisa tabelalarıyla karşılaşıyoruz. Tabelaları takip ederek temiz asfalttan nispeten daha bozuk bir yola geçiyoruz. Bu yolda yaklaşık 20 kilometre sürdükten sonra Dupnisa Mağarası’na varıyoruz. (İstanbul'dan Çerkezköy-Saray-Vize istikametiyle de gidebilirsiniz ancak o yola hakim değilim. Zaten çok fazla kilometre farkı yok.)

   Dupnisa Mağarası, benim için güzel bir gezinti oldu. Değişik yerler görmeyi ve doğa turizmini sevenler buraya şans vermeli... Yazıdan önce zaten gelmeyi düşünenler ve bu yazıyla Dupnisa'yı gezi listesine ekleyenlere selam olsun. :)

   Jetonya'da yakında Trabzon, Erzurum, Karabük gibi şehirlerle ilgili de seyahat yazıları okuyacaksınız...

İyi gezmeler.
İyi okumalar..
İyi hayatlar...


Bu Yazımı Sosyal Medya Hesaplarınızda Paylaşın

14 yorum:

  1. Mağaralar gerçekten sanat eseri gibiler. Fimlerdeki fantastik dünyada gibi hissediyor insan kendisini.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle hocam, benim ilk mağara ziyaretimdi ve ilgimi fazlasıyla cezbetti.

      Sil
  2. Büyüleyici görünüyor :) Gidesim geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüleyiciydi, imkanınız varsa gitmelisiniz :)

      Sil
  3. Yaaaa o tekrar mağaradan çıkarken korkutucu bir merdiven vardı yedi sekiz yıl önce o duruyor mu öyle hala?

    Ahh ahh kırklareli'nin bir ilçesinde altı senem geçti be. Mazi gözümde tüter.

    Takibe aldım. Bana da beklerim. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok fazla merdiven vardı,korkutucu olanları hatırlayamadım :)

      Bu arada hoş geldiniz, ben de sizi takipteyim.

      Sil
  4. hiç duymamıştım yaa. saol. istanbula uzak sayılmaz. o yemek yeri de ne güzelmiş. ne güzel bişi yapmışınız yaa gitmeklen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet deeptone iyi ki gitmişim. İmkanınınız olursa size de tavsiye ederim :)

      Sil
  5. Mağaralara oldum olası hep ilgi duymuşumdur. Gizemli dünyaları ile beni kendilerine çekiyorlar. Diğer gezi yazılarınızı da bekliyoruz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırklareli yakınlarına yolunuz düşerse Dupnisa'yı unutmayın :) Yakında Safranbolu, Erzurum, Trabzon dahil birçok yer için yazılar yazmak istiyorum.

      Sil
  6. Daha önce duymadım ve görmedim. Yazınız sâyesinde haberdâr oldum ve bir nebze de gezmiş oldum. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  7. Mağara çok güzelmiş. Egzotik bir yer gibi. Görülesi bir yer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yakınlarına yolunuz düşerse esgeçmeyin Arif Bey :)

      Sil